Future Tenses / Gelecek Zamanlar

İngilizcede, gelecek zaman kalıpları “başlıca” 3 tanedir ;
1) will  2) be going to  3) present continous for the future

Genel olarak, “kendi insiyatifimiz” dahilinde olan eylemlerden bahsettiğimizde

Bir şeyi yapacağımızı, “o şeyi yapmaya daha önceden karar vermiş olarak değil de”, karar verdiğimiz / düşündüğümüz anda ifade ettiğimizde “will” kullanmayı tercih ediyoruz.
Örneğin : Person (kişi) A : I don’t have enough money for a ticket / Bir bilet için yeterince param yok
Person B : No problem, I will give you some money / Problem değil, Ben sana para vereceğim (veririm => manasında). Burada, B kişisinin daha önceden “para vermek” gibi alınmış bir kararı yoktu. A kişisinin parası olmadığını duyunca, o anda para vermeye karar verdiğini söyledi.

Bir şeyi yapacağımızı, “o şeyi yapmaya daha önceden karar vermiş olarak”, ifade ettiğimizde “be going to” kullanmayı tercih ediyoruz.
Örneğin : Person (kişi) A : I don’t have enough money for a ticket / Bir bilet için yeterince param yok
Person B : I know .. and I am going to give you some money / Biliyorum, ve Ben sana para vereceğim. Burada, B kişisi, A kişisinin parası olmadığını daha önceden biliyor ve zaten para vermek için karar veriyor.

Bir şeyi yapmaya karar vermekle birlikte, bir de “üçüncü şahıslarla organize olduğumuzda / veya yalnızca karar vermenin ötesinde bir de adım/veya bazı adımlar attığımızda” bu eylemi de “present continous for the future” kullanarak ifade ediyoruz.
Örneğin : I am flying to England next week / Gelecek hafta İngiltere’ye uçuyorum. (Burada, uçmaya karar verdiğimiz gibi, ayrıca .. örneğin bilet almış durumdayız muhtemelen.. veya ayırmış durumudayız .. veya İngiltere’deki toplantımızı ayarlamış durumdayız belki de .. Yani yalnızca karardan öteye bir adım/adımlar atılmıştır.

Bu zaman kalıplarını sahıslara göre şöyle çekiyoruz :

I will learn : Öğreneceğim (Soru : Will I learn Öğrenecek miyim / Olsz. I will not learn : Öğrenmeyeceğim)
You will learn : Sen öğreneceksin
He will learn / She will learn / It will learn : O öğrenecek

We will learn : Biz öğreneceğiz
You will learn : Siz öğreneceğiz
They will learn : Onlar öğrenecekler
————————————-
I am going to learn : Ben öğreneceğim (Soru : Am I going to learn ? / Olumsuz : I am not going to learn)
You are going to learn : Sen öğreneceksin ( S : Are you going to learn ? / Olumsuz : You are not going to learn)
He is going to learn / She is going to learn : O öğrenecek

We are going to learn : Biz öğreneceğiz
You are going to learn : Siz öğreneceksiniz
They are going to learn : Onlar öğrenecekler
—————————————–
I am flying to England next week (Gelecek hafta İng’ye uçuyorum)
You are flying to ..
He is flying to ..

We are flying to ..
You are flying to ..
They are flying ..

Soru : Are you flying to England next week ? Gelecek hafta İng’ye uçuyor musun ?
Olumsuz : You are not flying to England next week Gelecek hafta İng’ye uçmuyorsun.